Haber: Mehmet OFLAZ – Kamera: Eylem Ladin DEĞER
(ANKARA) – Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırısına dair dört eğitimci hakkında soruşturma izni verilmesini değerlendirerek, okul güvenliğinin eğitimcilerin bireysel çabalarına bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Özbay, “Bu durumun birinci sorumlusunun iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu” belirtti.
Kahramanmaraş’taki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan’da sekizinci sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve dokuz öğrenci yaşamını yitirmiş, 15 öğrenci de yaralanmıştır.
ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgilere göre, Onikişubat Kaymakamlığı, okul müdürü C.K., müdür yardımcısı F.B., öğretmen A.T. ve rehber öğretmen E.İ. hakkında “terk, suçu bildirmeme ve görevi kötüye kullanma” suçlarından soruşturma izni vermiştir.
“MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIYLA İLGİLİ BİR SORUŞTURMA DUYUYOR MUYUZ?”
Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, soruşturma izni kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Özbay şu şekilde konuştu:
“Çok üzücü bir olay yaşadık. Bu olayla ilgili yetkili olan herkesin soruşturulması son derece normaldir. Ancak burada önemli bir soru var: Öğretmeni sorgulamadan önce bu durumla ilgili zamanında alınmamış önlemlerin asıl sorumlusunun Milli Eğitim Bakanlığı’yla ilgili bir araştırma veya soruşturma yapılıyor mu? Gerçek nedenleri sorgulayan kimseyi görüyor muyuz? Bunların hiçbiri gözlemlenmiyor.
Öte yandan öğretmenlere ve idarecilere yüklenmek istenen bir baskı mevcut. Tabii ki burada ifadeler alınacak ve oradaki sorumluluk alanlarına göre değerlendirmeler yapılacaktır. Buna itirazımız yok ama Türkiye’de yetki üst makamlardadır; sorumluluk her zaman altta kalır. Yani bunu yaşıyoruz. Bugün okula ihtiyaç varsa, o okulun inşasını elbette öğretmenler veya idareciler yapmayacaktı sanırım. Güvenlik tedbirlerinin alınması gerekiyorsa bunu da okul müdürü ya da rehber öğretmenler üstlenmeyecekti.”
“OKUL GÜVENLİĞİ, ÖĞRETMENİN BİREYSEL KAHRAMANLIĞINA BIRAKILAMAZ”
Okul güvenliği kesinlikle öğretmenin veya eğitimcinin bireysel kahramanlığına emanet edilemez. Okul güvenliği ve sağlıklı eğitim ortamıyla ilgili ilk olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğu üstlenmemektedirler. Şimdi Kahramanmaraş’a baktığımızda il milli eğitim müdürü görevden alındı mı? Alındı. Orada 13 öğretmenin yerleri değiştirildi ve başka bir yere adeta sürgün edildi mi? Evet, edildi. Milli Eğitim Bakanlığı burada bir ihmal olduğunu kabul etmiş oluyor; fakat bu ihmal zinciri yukarı doğru çıkmıyor. Yani en başta okulların inşa edilmesiyle, güvenlik tedbirlerinin alınmasıyla ve okulların gereksinimlerini karşılamakla yükümlü olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın hiçbir sorumluluğu yok.”
“İKTİDARIN HER ŞEYE YETKISI VAR AMA HİÇBİR ŞEYİN SORUMLUSU DEĞIL”
Özbay, Sırbistan’daki okul saldırısı, Yunanistan’daki tren kazası, Romanya’daki eğlence merkezi yangını ve Portekiz’deki petrol şirketinin bakanları maça götürmesi gibi olaylardan sonra ilgili ülkelerde bakanların istifa ettiğini hatırlattı. Özbay şunları ekledi:
“Sırbistan’daki okul saldırısında silahı çeken kişi Milli Eğitim Bakanı değildi; Yunanistan’daki tren faciasında treni kullanan Ulaştırma Bakanı değildi; Romanya’daki yangında yangını başlatan Başbakan değildi. Ancak burada siyasi sorumluluk üstlenen bir zihniyet var. Bizde ise siyasi sorumluluk asla kabul edilmiyor. Siyasi sorumluluk soyut bir kavram değildir; öncelikle burada okullarda bu tedbirleri almayanlar ile eğitim ortamında yapılması gerekenleri yapmayanlar var ki bunlar gerçek nedenleri görmezden geliyorlar; bu durumda temeldeki en büyük sorumlu iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığıdır.”
Öğretmenler aslında burada “Siz neden ölmediniz veya yaralanmadınız?” diye suçlanmış oluyorlar. Okul güvenliği oradaki eğitim çalışanının bireysel kahramanlığına bırakılabilir mi? Milli Eğitim Bakanlığı gerekli tedbirleri almamışken iktidar üzerine düşeni yerine getirmemiştir. Yetki sahibi konumundaki Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidar her türlü şeyi yapmaya yetkilidir ama hiçbir sorumluluk almak istemiyorlar. İktidarın bugün ülkede sergilediği tutum aslında her şeyin sahibi gibi davranmak; her şeye yetkisi var ama hiçbir şeyin de sorumlusudur değil. Öğretmenler tekrar cezalandırılmaya çalışılıyorlar; elbette ki sorumlular araştırılmalı ancak belirtmek isterim ki bu işin esas muhatabı iktidar ve bunun yanında en büyük yükümlülüğü taşıyan da Milli Eğitim Bakanlığıdır; öncelikle onlar üzerine düşeni yapmalıdır.”